Friday, November 30, 2007

Seyahatname

Simdi anladim ki seyahat yazilari doner donmez yazilmaliymis, uzerinden biraz zaman gecince olan biteni anlatmak cok zor geliyormus. Ara ara alisveris cilginligindan arta kalanlari yayinlarim artik. Zaten ne anlatacagimi dusununce de guldum kendime. Iki zenci ablanin beni bir magazada koseye sikistirip az kalsin ezdigini mi anlatayim yoksa kasalarda ki dehset kuyrugu gorunce elimde ki tum cicileri itinayla yerlerine geri koydugumu mu? Dusununce alisveristen cok cile cekmisim gibi geldi bir an:)

__________

Wet 'n Wild'i Migros' un ivir zivir reyonlarinda gormustum ilk kez. O zamandan beri ojelerini cok begenerek kullaniyorum. Gecenlerde CVS'te yeni oje renklerini ve tasarimini gorunce dayanamayip aldim. Kozmetik urunlerinin uzerinde bir isilti, pirilti olursa satislarda artiyor; bu cumleyi alir, evirir cevirir, tez konusu bile cikaririm, dogruluguna o derece inaniyorum yani :) Bu markada artik olayin mantigini kapmis, oje sisesinin tepesine parlak bir ta$, tamam. Hic bir ise yaramasa alir seyrederiz, oyle bayiliriz boyle seylere...


Bugun cuma, yani haftanin benim icin en guzel ve de ozel gunu. Simdi zaman dinlenme zamani...

not: Bu yaziyi yayinladiktan sonra ogrendim ki Isparta'da ucak kazasi olmus. Sozlerin bittigi yerdeyim... hepimizin basi sagolsun..

Tuesday, November 27, 2007

Ucma denemeleri...

Cumartesi gecesi donduk. Pazar gecesi de merdivenlerden yuvarlandim(sanirim 'uctum' daha yerinde bir tabir olur) Tum gunu temizlik, camasir, ortaligi toparlama vs gibi seylerle gecirdikten sonra biraz kendi islerime vakit ayirmak icin geceyi bilgisayar basinda gecirmaya karar verdim. Tabi sert bir kahveye ihtiyac vardi. Bu arada yanda ki odaya ugrayip fotograf makinasini da elime aldim ki buraya iki satir birseyler yazip yeni resimler ekleyeyim. Herneyse ben bir elimde makina, bir elimde bosalmis su bardagim merdivenlerden alt kata, yani mutfaga iniyorum. Son 3 basamaga kadar hersey guzel giderken birden ayagim kaydi ve ben sol ayagimi ucuncu basamak yerine 2. basamaga koydum ve olan oldu. Oradan kapi girisine kadar ucup sol ayagimin uzerine ters ini$ yaptim. Makina ve bardak havada ucarken ben bacaklarimin beynimden firladigini dusundum bir ara. Boyle bir aci olamaz. Aglamak istiyorum ama gozumden yas gelmiyor, sesim solugum kesildi. Neyse 2 dklik bir $okun ardindan ben inlemeye baslayinca Ozy uyanip yanima kostu. Sirk cambazlari gibi kafa-govde-kol-bacak dortlusunu birbirine karistirmis vaziyette yerde yatiyorum. Fhhh rezalet bir durumdu, simdi yap deseniz o $ekle girmem mumkun degil. Neyse ki kirik -cikik birsey yok, hafif kas zedelenmeleriyle atlattim olayi ama iki gundur ayagim sargida, uzerine de basamiyorum, kisaca hayatim felc olmus vaziyette. Sabirla agrilarimin dinmesini ve morluklarimin gecmesini bekliyorum ki insan icine cikabileyim.


Zaten birseyi cok istememek gerekiyormus. Bakiniz bu botlari black friday indiriminden felaket ucuz bir fiyata aldim. Maksat $u yagmurlu havalarda giymekti, simdi ne oldu, ben ayagimda ki bileklik ve sargilar yuzunden sadece terlik giyebiliyorum. Konuyla alakasiz ama hayatima giren herseye isim vermeye bayilan ben, bu botlara da gulucuk botlari adini koydum. Bir tek benmiyim acaba bu botlarin gulumsedigini dusunen? Gulumsuyor iste basbayagi.



Bu arada yazmazsam catlarim, LV yeni canta modelini piyasaya surmus. Su anda o kadar param olsa alir bu botlarla bayila bayila kullanirdim ama maalesef kumbaranin dibine vurmus durumdayim. Kahverenginin herseyle bu kadar guzel uyum saglayan bir renk oldugunu gec kesfettigim icin de hayret ediyorum kendime. Yakisiyor iste, ya-ki-$i-yor! Bu arada LV'nin monogram canvas'i ilk kez 1896 yilinda piyasaya surdugunu biliyormuydunuz? Ben tarihinin daha yeni oldugunu dusunuyordum, 111 yillik bir tasarimmi$. Neyse goren duyanda LV koleksiyonuna filan sahip oldugumu zanneder, guc bela alinmis bir tanecik cantam var, hepsi bu. Bu kadar reklamdan sonra su yukarida ki cantayi hediye etseler mesela, eheheee nasil fikir ama :))

Simdi benim yuz milyon tane hap icip, kremlerimi surup kendime gelmem gerekiyor. NY ve New Jersey havadisleri bir daha ki yaziya artik. Ufak bir ipucu vereyim, New Jersey'in en buyuk alisveris merkezi olan Jersey Gardens'a gittim cuma gunu, orada neler oldu az cok tahmin edebiliyorsunuz degil mi?

Friday, November 23, 2007

Canli yayin-Manhattan





Yazmak isteyipte yazamamak boyle birsey olsa gerek.
Yorgunluktan sizip kalmak uzereyim...
Bugun hic yurumedigim kadar yurudum, yurudum, yurudum...
Simdi dinlenme zamani..

Wednesday, November 21, 2007

<< Big Apple >>


PERFECT MATCH !!!

Hikayeyi donuse sakliyorum...
Iyi bakin kendinize....

Monday, November 19, 2007

Elma soslu, yulafli kek



Resimler istedigim gibi cikmadi bir turlu. Yemek bloglarinda ki harika goruntulere bakinca insan utaniyor yaptigi mamalari eklemeye ama bugunluk bir istisna yapmaya karar verdim cunkuuuuuu uzun zamandir uzerinde calistigim elma soslu kekim sunuma hazir kivama geldi nihayet. Tamamen organik malzemelere esmer seker ve kepek unu da ilave edince tatli ihtiyacimi beni duba gibi $i$irmeden giderebilecek bir lezzet cikti ortaya. Hemen tarife geciyorum, deneyin ve bana sonucu nasil buldugunuzu soyleyin.

Malzemeler
  • 1 1/4 cup elma sosu (ben hazir satilanlardan kullandim ama dilerseniz evde de elmalari incecik rendeleyerek hazirlayabilirsiniz)
  • 3/4 cup yulaf
  • 1/2 cup sut
  • 3/4 cup hurma (yine cekirdeklerinden temizlenmis, incecik dilimlenmis hazir hurma paketlerinden kullandim, bunun yerine kuru uzum de olabilir)
  • 3/4 cup ufalanmis ceviz(cevizleri firinlayip citir hale getirdikten sonra ilave ederseniz daha enfes bir tadi oluyor ama yapmasanizda olur:)
  • 1/2 cup tuzsuz tereyag (eritilip -> sogutulmus)
  • 3/4 cup esmer seker
  • 2 yumurta
  • 1 1/2 cup kepek unu
  • 1 tatli kasigi kabartma tozu
  • 1/2 tatli kasigi kasigi tuz
  • 1 tatli kasigi tarcin
  • 1/4 tatli kasigi ogutulmus karanfil
  • 1 tatli kasigi kasigi vanilya(kullandigim yulaf vanilyali oldugu icin ben ilave etmedim)
Yapilisi

Elma sosunu isitip(kaynatmaya gerek yok) icerisine yulaf+hurmalari ilave edip sogumasi icin bir koseye birakiyoruz. Bu arada yulaflarimiz yumusayip hurmalarimiz da agizda eriyecek kivama geliyor. Biz de bu sirada yumurta, eritilmis tereyag ve esmer sekerimizi mikserle cirpiyoruz. Daha sonra sirasiyla sut+kepek unu+kabartma tozu+tuz+tarcin+karanfili ilave edip bir guzel karistiyoruz. Sogumus yulafli karisimi da icine ekleyip zeytinyagi spreyla hafifce yaglanmis tepsimize dokup, 350 F(yaklasik 175 C) isida yaklasik 35 dk pisiriyoruz. Bu arada karistirma kabinda kalanlari da bir guzel yalayip yutuyoruz, isin en keyifli kismi burasi lutfen bu noktayi atlamayin :)) Evde fazla elmaniz varsa karisimi firin tepsisine doktukten sonra dilimlenmis elmalarla uzerini susleyip o sekilde firina verebilirsiniz, evde elma kalmadigi icin bu sefer ekleyemedim.

***********

Gordugunuz gibi ben hala tatile cikamadim, teknik olarak tatildeyim ama hala sehir sinirlari icerisinde oldugum icin pratikte "evde dinleniyor" sayiliyorum. Bu sebeple kendimi mutfak ve ev islerine vurmus bir vaziyette sabahtan aksama kadar kah yemek pisirip, kah evi temizliyor, her seferinde acmaya korktugum dolaplari(uzerime yikildiklari icin) bir duzene sokmaya calisiyorum. Sadede gelecek olursak tatile gitmek icin Carsamba gun ki maci bekliyoruz biz efendim. Umarim yeneriz cunku onca yolu asik suratli, aksi bir erkekle gecirmek istemiyorum.

*********

Adres cubugunda bir degisiklik farkettiniz mi? Sayfa duzenini kullanmak disinda blogspot'la hic bir alakam kalmadi cunku salincaktaikikisi.com adresini satin aldim. Bunu yapmak icin neden bunca zamandir beklemisim bende bilmiyorum. Simdi sira site iceriginde (bakarmisiniz blogtan siteye terfi ettim hemen :)) bazi degisiklikler yapmakta ama once benim su kodlari ogrenmem ya da profesyonel yardim almam gerekiyor.

************

Bilginiz olsun diye soyluyorum. Yan tarafta ki linkleri ara sira duzenliyorum, bazilarini sildim cunku her konuda hastalik noktasinda ince dusunen ben bu konuyu da evirip cevirip o boyuta getirmis olup bazi bloggerlarin salincaktaikikisi'nin kendilerine link vermesinden hosnut olmadigini dusundum. Bu yargiya varmak icin epey ugrastim, evet :) Eger listeden isminizin silinmesini istiyorsaniz bana yazmaniz yeterli, no hard feelings.

ps: bu aksam kabakli balik corbasi yaptim ilk defa, bol limonlu - domatesli harika birsey oldu. Balik sevmeyen Ozy bile tabagi bitirip daha var mi diye sordu. Resmini eklemek istiyordum ama cok karanlik cikmis, goruntu kirliligi olmasin simdi. Ilgilenen olursa tarifi verebilirim.

Sunday, November 18, 2007

Iki video arasinda ki 5 farki bulunuz





Sabahtan beri iki videoyu basa sarip sarip izliyorum. Henuz hangisinin ingilizcesi daha iyi karar veremedim. Yalniz Fatih Hoca hafif Italyan aksaniyla olayi onde goturuyor gibi...

Some big Okazyons ??
Under the control the games ??
Everything is something happened ???
In the tabela?????
One point moooo ?
I don't want to see the back, I want to see the front?? :)))))))))))) nasil yani??


Saka bir yana Fatih Hoca tam bir ozguven ornegi sergilemis ama bir daha ki sefere tercuman kullansa cok daha iyi olur, ingilizceden intikam almaya gerek yok :) Norvec galibiyeti icin milli takimimizi ve Fatih Terim'i kutluyorum. Boyle iyi bir morale ihtiyacimiz vardi...

Saturday, November 17, 2007

Caturday



Lulu'm minicik bir kuzucukken baygin bakisli bir prensese donusuverdi bir anda, hala da buyumeye devam ediyor. Boyu ve kilosu Paris'i coktan gecti, hatta benim tesbih ta$i gozlu, kara kizima penceler bile atmaya basladi yasina bakmadan... Gun icinde aralari cok iyi ama Lulu oyun oynamak istediginde sorun cikiyor, citkirildim kizim Paris' im de artik o islerden elini etegini cektigi icin surekli bir kapris durumlarinda... Ikisi de tam bir karakter kisaca...

Friday, November 16, 2007

Kivili goz pamuklari

Ailemiz buradayken aldigim kilocuklara kilocuk ekleme konusunda cok basariliyim. Dun gece ki davette yine ipin ucunu kacirip sicacik Fransiz bagetlerini huplettim teker teker. Isin kotu yani bu konuda hic bir pismanlik duymamam, surekli yemek istiyorum, bir cesit hirs gibi, sanki yillardir yapamadigim birseye kavusmusumda acisini cikariyormusum gibi... Halbuki yok oyle birsey, ben hic yedigine ictigine dikkat eden birisi de olmadim, nedir bu istah anlamadim gitti.

Ertesi gun i$e gitme stresi olmadigi icin sarap tuketiminde de ipin ucu kacti birazcik, olsun o kadar dimi? Gariptir hayatimda hic sarhos olmadim ben. Ne kadar icersem iceyim hersey kontrolum altindadir, hatta agzimdan cikanlara daha cok ozen gosterir, RTUK gibi sansurlerim. Biraz Ahu Tugbavarilesiyorum, hafif davranislar olmuyor degil ama en azindan agzimdan cikani kulagim duyuyor. Bazi insanlarin ayik halde bile sacmaladigini, yalan-yanlis bir suru palavra siktigini dusundugumuzde sarhos halleri geliyor gozumun onune ister istemez.. Kimbilir ne cok seyleri olurdu anlatacak...

Ki oluyorda zaten, bunun son ornegiyle dun gece ki davette karsilastik. George Costanza'nin gozluksuz haliydi, aman Allah'im hic susmadi.. Bir insanin nasil bu kadar cok konusmaya ihtiyaci olabilir ki? Bogazlari da mi agrimaz? Henuz kadehine dokunmamisti bile, malum konusmaktan firsat bulamadi icmeye. Bir ara cosup arabasindan bilgisayarini getirip herkese cizimlerini gostermeye basladi, mimarmis kendisi sonradan ogrendim. Kendimden cok ev sahibi icin uzuldum, kiz agiz tadiyla pastasini bile kesemedi, adam hala konusuyordu o sirada.. Tam sarhos olmaya basladiginda (iste orada olay koptu zaten) biz musade isteyip kalktik(ya da kactik diyelim)Bu tiplerin cidden rehabilitasyona ihtiyaci var, bir cesit hastalik olsa gerek, "surekli kendini ifade etmeye calisma hastaligi"


************

Kivili goz pamuklarini ortaliga cikarmis olmamdan da anlasilacagi uzere tatil baslamis bulunmaktadir. Yorgunluktan harap ve bitap dusmus "kendimi" simartmak icin can atiyorum...

Thanksgiving break started today. I can't wait to pamper myself.


Wednesday, November 14, 2007

Clarins ruj seti ve cam sisede oda kokusu



Cuma gunu Sukran Gunu tatili basliyor. Bu vesileyle okulumuzu 1 hafta sureyle tatil eden universite yonetimine ben de sukranlarimi sunuyorum.

Alip basimi gidesim var bu sehirden.. yesillik, sessizlik, doga, her sabah tik tik catimizda ziplayan sincaplar batmaya basladi gozume... Bunye belli bir sure sonra sikisik-tepisik, kalabalik, stresli bir hayat ariyor, malum 25 yilimiz o sekilde gecmis, yaramiyor bu huzur ortami...

Ne bileyim, mesela gunes isigi gokdelenlerin arasindan suzulse bir kac gun... 3 blok yuruyunce bitmeyen bir sehir merkezi olsa... Gazeteyi yol ustunde ki bufeden alsam, iki saat markete ulasmak icin araba kullanmak zorunda kalmasam... 3-5 gun, fazla degil...

Az kaldi, cok az...

************
Sonunda yarin ki dogumgunu icin hediyeleri sectim. Ruj seti ve oda kokusu. Umarim begenir. Bu arada birsey farkettim, kiz arkadaslarima surekli ruj alip duruyorum ben. Acaba gizli bir dudak feti$im mi var diye dusunmeye basladim ciddi ciddi.

***********
After spending the whole night looking for the perfect gift, I ended up with these two. Since I'm not very close to the birthday girl, I don't know her likes and dislikes well. Then I figured every girl needs a lipstick and a breath of fresh air when she gets home :)

Tuesday, November 13, 2007

Victoria Style


Bu aksam Barnes & Noble'in raflari arasinda dolanirken Victoria Beckham' in kitabini buldum. Tarzini nasil olusturdugunu, neleri sevdigini vs. anlatmis. Elbette bu hatunun resimlerine bakmak icin(kitabin 3te ikisi resimlerden ibaret) bu kitabi almam ancak merak iste, masaya donup kurcaladim biraz. Kisaca ozetlemek gerekirse moda dergilerinin do's and don't's koselerinin bir araya getirilmis hali. Bir kadinin surekli topuklu ayakkabi giymesi gerektigini, half inch'in(yaklasi 1,2 cm) goruntude buyuk farklilik yaratacagini savunmakta. Zaten kitabin adi da "that extra half an inch". Kisisel gorusum topuklu ayakkabilari seyretmekten yana, giymekten degil :)

Bu arada Victoria'nin web sitesinde bir de blogu var; DVB Style.


Victoria Beckham's book is newly released. I had the chance to scan through it tonight during my visit to Barnes&Noble store. It reads like a fashion magazine and goes well with a cup of coffee, that's it.

Mor kazak





Persembe aksami daha once sadece bir kez gorustugum birisinin dogumgunu partisine gidiyorum. Bu gibi durumlarda secilecek hediye konusu beni her zaman strese sokar. Genis karakterli bir insan olmayi hic bir zaman basaramadigim icin herseyi en ince ayrintisina kadar dusunur hem kendimi hem de cevremdekileri sinir ederim, huyumu cok iyi biliyorum yani. Yarin aksam i$ cikisi Sarah'la birlikte hediye almak icin alisverise cikacagiz, umarim soyle uygun fiyatli guzel birseyler bulabilirim.

************

Yabanci bloglari firsat buldukca okumaya calisiyorum. Herkes ne guzel geciniyor birbiriyle, ne kadar sorunsuz. Elestiriler bile dozunda... Ben herseyi kolay kolay kiskanan birisi degilimdir ama bu durumu ciddi sekilde kiskaniyorum. Elestiri yapmayi yerden yere vurmakla ayni anlamda goren, gergin-asabi bir toplumuz biz, "kisisel kriterlerimize" uymayan birsey okudugumuz anda hemen ahlak zabitasi kesilip demedigimizi birakmiyoruz. Hatta bazen saldiri yapmak icin didik didik cumlelerin icinde derin manalar ariyoruz.

Birakin herkes kendini diledigi gibi ifade etsin... diyorum yillardir ama gordugum kadariyla degisen pek birsey yok. Ne zaman ki ulkemizde bilisim suclari daha etkili bir sekilde takip edilmeye ve sikayetciler kisa surede sonuclar almaya baslar, ancak o zaman bu gibi olumsuzlar onlenebilir... Burada bir kisinin adini kullanarak web site acilmasi, kisinin ozluk haklarina hakaret edilmesi, kucuk dusurucu-yalan-iftira yazilar yayinlanmasi ve yorumlar gelmesi federal suc kapsaminda ve cok ciddi sekilde takip ediliyor. Cunku bu yasal olarak bir suc, olayin mantigi su; bir kisinin yuzune karsi hakaret etmeye ya da toplum icinde kucuk dusurmeye hakkiniz yoksa ayni seyi internette de yapmaya hakkiniz yok. Ayni zamanda bu olayin(hakaret-iftira vs) kisinin uzerinde biraktigi psikolojik etkileri var ki bunun icin dehset tazminat davalari aciliyor. Neyse.. fazla hayal kuruyorum sanirim, henuz ulkemizde yasal olarak o kadar cok bosluk var ki bilisim suclarinin gelismesi icin epey zaman var sanirim...

*****************
This sweater is a gift to me from my father-in-law. I consider myself very luck for having such a thoughtful family.

Monday, November 12, 2007

Color Fan- Eye Shadow Palette, Lancome far paleti





Bu paleti gordugum anda vuruldum. O kadar cici, o kadar ozenle tasarlanmis ki begenmemek mumkun degil.


There are two things that catch my eye while I'm out for shopping; sparkly objects and cute designs. This eye shadow palette got them all so I ended up buying it. Everyone knows that I have a bit of a thing for Lancome products. Maybe it is not the top cosmetic brand out there but I happen to like it and find it very elegant and stylish.

Sunday, November 11, 2007


Evin ici bombo$.. Icim buruk... Tontonlarimizi Turkiye'ye gonderdik bugun...

Saturday, November 3, 2007

Misafir

Yeni resimler var bloga eklenmeyi bekleyen, super ciciler- kesfedilen mekanlar var anlatilacak... Buraya yazamadigim sure icine uzun yolculuklari, sinavlari, bir dolu i$i ve misafirleri sigdirdim. Misafir dedigime bakmayin, ailemiz geldi Turkiye'den, hala da buradalar. Cok fazla email gelmeye baslamisti, neden yazmadigimi soruyordunuz ... Keyifler super... Anne yemekleri daha da super =)

Bir sure daha yokum, sonra yine kaldigim yerden devam...